Yazılar

muris muvazaası avukatı

Muris Muvazaası Davası : İşleme Katılan Mirasçı Dava Açabilir mi?

Muris Muvazaası Davalarında İşleme Katılan Mirasçının Dava Hakkı ve Hakkın Kötüye Kullanılması


Giriş

Muris muvazaasına dayalı tapu iptali ve tescil davaları, miras bırakanın mal kaçırma amacıyla yaptığı işlemlere karşı mirasçıların başvurduğu önemli hukuki yollardan biridir. Ancak bazı durumlarda muvazaa iddiası hukuk düzeni tarafından korunmamaktadır. Taşınmaz devrinin gerçekleştiği işlemde bizzat yer alan mirasçıların sonradan muvazaa iddiasında bulunmaları bu durumlardan biri olup, Yargıtay içtihatlarında çoğu zaman hakkın kötüye kullanılması olarak değerlendirilmektedir.

Bu yazıda, Yargıtay kararları ışığında bu durum incelenecektir.


Muris Muvazaası Nedir?

Muris muvazaası; miras bırakanın, mirasçılardan mal kaçırmak amacıyla gerçekte bağışlamak istediği bir taşınmazı, tapuda satış gibi göstererek devretmesidir. Bu tür işlemler, görünüşte bir satış sözleşmesine dayanmakla birlikte, tarafların gerçek iradesini yansıtmaz.

Bu nedenle, muvazaa ispat edildiğinde tapu kaydının iptali ve tescili talep edilebilir.


İşleme Katılan Mirasçının Muvazaa İddiası

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2025/2619 E., 2025/6249 K, 25.12.2025 K.T.

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi (E. 2025/2619, K. 2025/6249) kararının kısa özeti:

Muris muvazaasına dayalı tapu iptali ve tescil davasında davacı, dava konusu taşınmazın geçmişte davalıya devri sırasında velayeten bizzat işlemde yer almıştır. Daha sonra bu devrin muvazaalı olduğunu ileri sürerek dava açmıştır.

Mahkeme; davacının tapu işlemindeki imzanın kendisine ait olduğunun bilirkişi raporuyla sabit olduğunu, işlemde taraf olan kişinin sonradan muvazaa iddiasında bulunamayacağını ve bu durumun hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğunu belirterek davayı reddetmiştir.

Yargıtay da bu gerekçeyi yerinde bularak kararı onamıştır.

Sonuç:
Taşınmaz devrinde bizzat yer alan kişi, sonradan muvazaa iddiasına dayanarak hak talep edemez; bu durum hakkın kötüye kullanılması sayılır.

Mahkeme ve Yargıtay değerlendirmesine göre:

  • Davacı, işlemde aktif rol almıştır
  • Resmi senetteki imzanın kendisine ait olduğu belirlenmiştir
  • Sonradan muvazaa iddiasında bulunması kendi davranışıyla çelişmektedir

Bu nedenle dava, hakkın kötüye kullanılması gerekçesiyle reddedilmiştir.


Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2010/1 E., 2010/32 K., 27.01.2010 K.T.

Dava, muris muvazaasına dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Miras bırakan, taşınmazı görünüşte satış yoluyla devretmiş; davacılar bu işlemin muvazaalı olduğunu ileri sürerek dava açmıştır.

Ancak davacılardan biri, söz konusu taşınmaz devrinde küçük yaştaki çocuğu adına veli sıfatıyla bizzat işlemde yer almıştır.

Hukuk Genel Kurulu’nun değerlendirmesi şu yöndedir:

  • Davacı, tapu işleminde taraf konumundadır.
  • Bu nedenle kendi katıldığı bir işlemin muvazaalı olduğunu ileri sürmesi mümkün değildir.
  • Hiç kimse kendi muvazaasına dayanarak hak talep edemez.
  • Bu tür bir talep, Türk Medeni Kanunu m. 2 kapsamında dürüstlük kuralına aykırı ve hakkın kötüye kullanılmasıdır.

Bu gerekçelerle, davacı yönünden davanın kabul edilmesi hukuka aykırı bulunmuş ve karar bozulmuştur.


Sonuç:
Muris muvazaası iddiasında bulunan kişi işlemde bizzat yer aldıysa, kendi muvazaasına dayanarak dava açamaz. Bu durum hakkın kötüye kullanılması sayılır ve dava reddedilir.


Yargıtay İçtihatlarına Göre Ortak İlke

Her iki karar birlikte değerlendirildiğinde ortaya çıkan temel ilke şudur:

Taşınmaz devrine ilişkin muvazaalı işlemde bizzat yer alan kişi, sonradan bu işlemin muvazaalı olduğunu ileri sürerek dava açamaz.

Bu yaklaşım iki temel hukuki prensibe dayanmaktadır:

1. Kimse Kendi Muvazaasına Dayanamaz

Muvazaa, tarafların birlikte oluşturduğu bir hukuki görünüm olduğundan, bu işlemin tarafı olan kişinin sonradan bu görünümü inkâr ederek hak talep etmesi mümkün değildir.

2. Hakkın Kötüye Kullanılması Yasağı (TMK m. 2)

Türk Medeni Kanunu’na göre bir hakkın açıkça kötüye kullanılması hukuk düzeni tarafından korunmaz. İşleme katılan kişinin sonradan dava açması, bu kapsamda değerlendirilmektedir.


Uygulamada Dikkat Edilmesi Gerekenler

Muris muvazaası davası açılmadan önce şu kritik husus mutlaka değerlendirilmelidir:

  • Davacı, taşınmaz devrinde taraf mıydı?
  • İşlemde imzası bulunuyor mu?

Bu sorulara verilecek olumlu cevaplar, açılacak davanın reddedilme riskini ciddi şekilde artırmaktadır.


Sonuç

Yargıtay kararları açıkça göstermektedir ki, muris muvazaası davalarında yalnızca işlemin muvazaalı olup olmadığı değil, davacının işlemdeki konumu da belirleyici bir kriterdir.

İşleme katılan mirasçının sonradan muvazaa iddiasında bulunması, çoğu durumda:

  • Dürüstlük kuralına aykırı bulunmakta
  • Hakkın kötüye kullanılması olarak değerlendirilmekte
  • Davanın reddine yol açmaktadır

Bu nedenle, dava açılmadan önce olayın tüm yönleriyle hukuki değerlendirmeye tabi tutulması büyük önem taşımaktadır.

İstanbul – Gaziosmanpaşa bölgesinde yer alan Deva Hukuk Bürosu dava takibi, arabuluculuk ve hukuki danışmanlık hizmeti vermektedir. 

Deva Hukuk Bürosu / +90 (212) 537 90 33

Av. Ramazan ALAS /+90 (535) 914 87 10

Bir cevap yazın :

* Your email address will not be published.