Yazılar

av. ramazan alas- gayrimenkul cezai şart komisyonculuk simsarlık

Fiili Taksimi Yapılan Taşınmazlarda Yasal Önalım Hakkı / Şufa Hakkı – Yargıtay Kararı İncelemesi

ŞUFA HAKKI / YASAL ÖNALIM HAKKI

Yasal önalım hakkı nedir?

Şufa hakkı nedir?

Yasal önalım hakkı nasıl kullanılır?

Hakim tarafından satış bedeli nasıl belirlenir?

Yasal önalım hakkını kullanmak için hangi mahkemeye başvurmak gerekir?

Şufa hakkının kullanılmasına engel istisnalar nelerdir?

 Tüm bu soruların cevabına sitemizde yer alan ve aşağıda linkini verdiğimiz yazımızdan ulaşabilirsiniz :

https://devahukukburosu.com/yasal-onalim-hakki-nedir-sufa-hakki-nedir/

 

Bu yazımızda Yasal Önalım Hakkı / Şufa Hakkının Fiili Taksimi Yapılan Taşınmazlarda Kullanılamayacağı konusundaki verilmiş bir Yargıtay kararını irdeledik.

 

Aşağıda yer alan kararda ;

İlk derece mahkemesi açılan davada fiili taksim nedeniyle RET kararı vermiş olmasına karşın Yargıtay fiili taksimin bulunmadığına hükmederek kararı bozmuştur.

 

ÖZETLE :

Yapılan yargılamada ilk derece mahkemesi dava konusu yerde çakılı kazıklar olduğu, tanıkların dava konusu yerin satıcıya ait olduğunu söylemeleri ve tarafların dargın olmaları nedeniyle taşınmazı birlikte kullanmalarının fiilen mümkün olmadığı gerekçesiyle dava konusu yerde fiili taksimin yapıldığını kabul etmiş ve davada RET kararı vermiştir.

 

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi ise keşif esnasında çekilen fotoğraflardan ve fen bilirkişisinin raporunda ayrı kullanım olmadığı yönündeki tespitinden hareketle fiili taksimin gerçekleşmediğine hükmederek kararı bozmuştur.

 

KARARDAN ALINTILARIMIZ :

Önalım hakkı paylı mülkiyet hükümlerine tabi taşınmazlarda bir paydaşın taşınmaz üzerindeki payını kısmen veya tamamen üçüncü bir kişiye satması halinde diğer paydaşlara bu satılan payı öncelikle satın alma yetkisi veren bir haktır. Bu hak paylı mülkiyet ilişkisi kurulduğu anda doğar ve satışın yapılmasıyla kullanılabilir hale gelir.

 

Eylemli paylaşmanın varlığı halinde davanın reddi gerekir.

 

“kişi, kendi muvazaasına dayanamaz.” ilkesi gereği, davalının söz konusu payın bedelinin tapuda gösterilen bedelden daha yüksek olduğu savunması dinlenmeksizin, mahkemece önalım davalarında yapılması gereken işlemlerin yapılması, ondan sonra önalım hakkının kullandırılması gerekmektedir.

 

 

14. Hukuk Dairesi

2016/8170 E.  

2018/7395 K.

05.11.2018 K.T.

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 04.02.2015 gününde verilen dilekçe ile önalım hakkına dayalı tapu iptali ve tescil talebi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 26.11.2015 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:

K A R A R

Dava, önalım hakkından kaynaklanan tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Davacı vekili, müvekkilinin 1495 ada 5 sayılı parselde kayıtlı taşınmazda hissedar olduğunu, dava dışı önceki paydaş …’ın hissesini 08/03/2014 tarihinde 22.100,00TL bedelle davalı …’a devrettiğini, kendisine herhangi bir bildirim yapılmadığını ileri sürerek önalım hakkı nedeniyle davalı adına olan tapu kaydının iptali ile davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, taşınmazın fiilen taksim edildiğini beyan ederek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmü, davacı vekili temyiz etmiştir.

Önalım hakkı paylı mülkiyet hükümlerine tabi taşınmazlarda bir paydaşın taşınmaz üzerindeki payını kısmen veya tamamen üçüncü bir kişiye satması halinde diğer paydaşlara bu satılan payı öncelikle satın alma yetkisi veren bir haktır. Bu hak paylı mülkiyet ilişkisi kurulduğu anda doğar ve satışın yapılmasıyla kullanılabilir hale gelir.

Önalım davasına konu payın ilişkin bulunduğu taşınmaz paydaşlarca özel olarak kendi aralarında taksim edilip her bir paydaş belirli bir kısmı kullanırken bunlardan biri kendisinin kullandığı yeri ve bu yere tekabül eden payı bir üçüncü şahsa satarsa, satıcı zamanında bu yerde hak iddia etmeyen davacının tapuda yapılan satış nedeniyle önalım hakkını kullanması TMK’nin 2. maddesinde yer alan dürüst davranma kuralı ile bağdaşmaz. Kötüniyet iddiası 14.2.1951 tarihli ve 17/1 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca davanın her aşamasında ileri sürülebileceği gibi mahkemece de kendiliğinden nazara alınması gerekir. Bu gibi halde savunmanın genişletilmesi söz konusu değildir. Eylemli paylaşmanın varlığı halinde davanın reddi gerekir.

Somut olaya gelince; her ne kadar davalı tarafça fiili taksim savunması yapılmış ve mahkemece taşınmazda 4 adet 50 cm boyunda kazıkların olduğu, tanıkların bu kazıkların bulunduğu alanın satıcıya ait olduğunu söyledikleri ve taraflar dargın olduğundan taşınmazı birlikte kullanmalarının hayatın olağan akışına aykırı olduğu gerekçesiyle fiili taksim nedeniyle davanın reddine karar verilmişse de; hem dosyada bulunan ve keşif esnasında çekilen fotoğraflardan, hem de 26.08.2015 tarihli fen bilirkişisi raporunda ayrı kullanım olmadığına yönelik kanaat ve söz konusu raporda yer alan krokiden, hukukun anladığı anlamda fiili taksimin bulunmadığı anlaşılmaktadır.

Bu nedenle,”kişi, kendi muvazaasına dayanamaz.” ilkesi gereği, davalının söz konusu payın bedelinin tapuda gösterilen bedelden daha yüksek olduğu savunması dinlenmeksizin, mahkemece önalım davalarında yapılması gereken işlemlerin yapılması, ondan sonra önalım hakkının kullandırılması gerekmektedir.

O halde, davacıya 08.05.2014 tarihli resmi senetteki satım bedelini ve alıcının ödediği harç ve masrafları depo etmesi için yeterli süre verilerek bu bedelin yatırılması halinde davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçelerle hüküm kurulması doğru görülmemiş, bu sebeple kararın bozulması gerekmiştir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 05.11.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

 

İstanbul – Gaziosmanpaşa bölgesinde yer alan Deva Hukuk Bürosu dava takibi ve hukuki danışmanlık hizmeti vermektedir. 

Deva Hukuk Bürosu / +90 (212) 537 90 33

Av. Ramazan ALAS / +90 (535) 914 87 10